Montessori Eğitmeninin Özellikleri Nelerdir?

Montessori Eğitmeninin Özellikleri Nelerdir?

Montessori uygulayıcısı olmak için öncelikle Milli Eğitim Bakanlığı ya da Üniversiteler ya da bağımsız özel kurum veya kuruluşlardan bu konuyla ilgili eğitim almış olmak ve eğitimin sonunda yapılan sınavları geçmek ve son olarak sertifika almaya hak kazanmış olmak gerekmektedir. Bu eğitimlere katılmak için herhangi bir ön şart aranmaz. Ancak genel olarak hedef kitlesi okul öncesi öğretmenler, anneler ve hatta babalardır. 

Montessori eğitim sisteminin çocuğu baz alan bir sistem olduğunu belirtmiştik. Çocuğun becerilerini geliştirmesi, bir birey olduğunun farkına varması, sorumluluk duygusunu geliştirerek inisiyatif almasını öğrenmesi, çocuğun dünyanın keşfini sağlaması yaklaşımından yola çıkarak tasarlanmıştır. 

Çocuklar ile vakit geçirmek, onları hayata hazırlamak, bir birey olarak kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamak, onları hayata adapte edebilmek başlı başına sabır, azim, kararlılık en çok da çocuk sevgisi gerektirir. Sadece eğitim almak bu noktada yetersiz kalacaktır. Tek amacınız para kazanmaksa bu sistemde mutlu olamayacağınızı belirtmekte fayda olduğunu söyleyebiliriz.

Eğer Montessori yaklaşımına kendinizi yakın buluyorsanız, kendinizi bu bütünün bir parçası hissediyorsanız doğru yerde olduğunuzu söyleyebiliriz.

Bir çocuk yetiştirmek beraberinde büyük sorumlulukları getiriyorken,  doğru yaklaşımla çocuk yetiştirmeye çalışmak iki kat daha özen gerektirmektedir.

Sistemin kurucusu ve geliştiricisi Maria Montessori, eğitmenin görevinin rehberlik etmek olduğunu savunmaktadır. Diğer bir ifade ile sorumluluğun fazlası çocuktadır. Bu yüzden Montessori eğitmeni,  çocuğun ön planda olduğunu unutmamalı ve kendisinin sadece bir destek kuvvet hatta bir rehber  olduğunu kabul etmesi gerekir.

Sistem uygulamalı şekilde öğrenmeye müsait olduğu için Montessori eğitmeninin iyi bir gözlemci olması gerekir.

Montessori eğitim sistemi klasik eğitim sistemleri gibi rekabetçi bir anlayışta değildir. Dolayısıyla çocuklar arası kıyaslama yapmaz.  Çocuğun mutluluğuna odaklıdır. Eğitmen de bu doğrultuda hareket etmeli ve çocuğu mutlu eden durumları tespit etmeli; sonrasında yeteneğini geliştirmesine destek olmalıdır. 

Bir şeyleri kendisinin başarabildiğini gören çocuk mutlu ve özgüvenli bir çocuk olarak yetişir. Montessori eğitmenlerinin yapılması gereken şeyleri çocuğun yerine yapmaması, çocuğun yapması için teşvik edici olması gerekir.

Çocuğun gelişimini destekleyici olan bu anlayışta uygulayıcı eğitmenin de aynı bakış açısına sahip olması gerekmektedir. 

Montessori sınıflarında bildiğimiz klasik sınıfların aksine öğrenciler istediği gibi dolaşabilmektedir. Öğretmenlerin veya eğitmenlerin disiplinli bir ortam yaratmak için keskin ifadelerden veyahut yüksek sesli veya gereğinden fazla ciddi bir üsluptan kaçınmaları gerekir. Çocuğun doğal bir ortamda daha iyi öğrenebileceğini bilmeli ve bunun için sınıflarda uygun ortamı oluşturmalıdır. 

Eğitmen,  çocuğun seçim yapmasına olanak tanımalıdır. 

Çocuğun gelişimine yön verecek yerler eğitim aldıkları kurumlardır.  Sosyal becerilerini sağlıklı bir ortamda geliştirebilmeleri için destekleyici bir eğitim almaları şarttır. Dolayısıyla Montessori eğitmeninin çocuklar ile iş birliği içerisinde olması gerekir. 

Sonuç itibariyle bu yaklaşımı benimsemek, bu sisteme inanmak, sorumluluk alabilen özgür bireyler yetiştirmek için hem birey hem toplum hem de çocuklar açısından çok önemlidir.

Yorumunuzu Paylaşın


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir