Neden Montessori Eğitimi

Neden Montessori Eğitimi

Zihinsel gelişimin en önemli yaşları ilk altı yaştır. Beyin her gördüğünü algılama, öğrenmeye açık, öğrenmek için en verimli yaşlardır. Kısacası bilinçli öğrenme yaşlarıdır ilk altı yaşa kadar olan zaman dilimi. Bu yaş dilimleri öğrenme için her ne kadar önemliyse, çocuğun gelişimi için de aynı derecede önem teşkil eder. Bilgiyi emmeyi, zihinsel güçleri kullanmayı, çevrelerinde olan biteni algılama yetisi işte bu yaşlarda kendini iyice hissettirir. Montessori eğitim de işte bağlamda geleneksel eğitim anlayışından farklı bir felsefe olarak kendini gösterir. Çünkü Montessori eğitiminde;

  • Her çocuğa özel programlar kullanılır ve uygulanır,
  • Her çocuğu birey olarak kabul eder ve kendi öğrenme hızında eğitime alınır,
  • Çocuklar karışık yaş uygulaması ile kendi gelişim seviyelerine göre eğitim alabilir.

Eğitimin başlangıcı çok eski tarihlere dayanmakla birlikte, günümüze kadar yaygınlaşmış ve sıkça tercih edilen bir eğitim modeli olmuştur. Eğitimin başlangıcı 1900’lü yıllara kadar uzanmakla birlikte, İtalya’nın ilk kadın doktoru aynı zamanda pedagogu Maria Montessori tarafından geliştirilmiştir. Eğitimin merkezi çocukları hayata bilinçli bireyler olarak hazırlamak yer alır. Montessori yaklaşımı, akademik gelişimi desteklemekle birlikte, çocukların kendilerine özgü birey olduklarına ve kendi kapasiteleri doğrultusunda öğrendiklerine de odaklanmaktadır. Ayrıca, özgüven, inisiyatif, konsantrasyon, düzenlilik, bağımsızlık, başkalarına olan saygıyı geliştirme bu yaklaşımı anlatmaktadır.

Montessori Eğitiminin Dünya Eğitim Sistemleri Arasındaki Yeri 

Öncelikli olarak belirtmek gerekir ki, dünyanın en büyük şirketi Google’ nin kurucuları Sergey Brin ve Larry Page Montessori eğitim sisteminin mezunlarındandır. Bu iki isim eğitimin niteliğini göstermek için yeterli iki başarılı isimlerden. 100 yıl önce ortaya çıkan ve günümüzde de sıkça tercih edilen bir eğitim modeli olması, Montessori eğitiminin “dünün, bugünün ve geleceğin eğitim sistemi” olarak benimsenmesini sağlamıştır. Her geçen gün etkisini artırarak devam eden bu eğitim sisteminin klasik eğitim sisteminden en önemli farkı, bir yetişkinin çocuğa yönelik tutumu, duruşu, insana bakış açısı ve eğitim felsefesinin yer almasıdır. Yani odak noktasının çocuk olması ve bu doğrultuda çocukların her anlamda ( ruhsal, zihinsel, kişisel ) gelişiminin sağlıklı bir şekilde tamamlanması yer alıyor.

Montessori eğitiminin dünyada bu kadar yaygın olmasının ve geleneksel eğitim sistemin ayrılmasının en önemli nedenleri olarak;

  • Çocuk hangi becerilere daha yatkın?
  • Hangi deneyimleri kullanıyor?
  • Herhangi bir çalışmayı yapmasındaki temel etken nedir?
  • Hangi malzemeyi kullanmayı seviyor?
  • Hangi becerileri kazanarak, bilgi edinmek istiyor?
  • Herhangi bir aktiviteye ne kadar odaklanıyor ve ne kadar özverili olabiliyor?

gibi örnekler başlıca gösterilebilir. Maddelerdeki sorulara verilen yanıtlar doğrultusunda eğitim çocuğa yönelir ve bulunan her cevap ile çocuğun eğitimi için esas başlangıç noktası belirlenmiş olur. İşte bu doğrultuda ilerleyen Montessori eğitim, bilinen tüm eğitim modellerinden ciddi bir farkla ayrılır.

Hazırlanmış ortam, aktif çocuk, materyallerin anlamı, sosyal etkileşim, duyusal eğitimin aşamaları… Bu sözcükleri gördüğünüz her yerde anlaşılmalıdır ki Montessori eğitimi aktif bir şekilde uygulanmaktadır. Post modern bir anlayışla eğitim alan günümüz çocuklarının eğitimi, kitle iletişim araçlarının kişiye direkt ulaşabilmesi nedeniyle “popüler kültür”ün etkisi altında kalarak yönlendirilmektedir. İnternet, televizyon, telefon, oyunlar, reklamlar gibi etkenler çocuğun zihinsel gelişimini önemli bir ölçüde köreltmekle kalmayıp, araştırmayı, öğrenmeyi bilmeden ezbere dayalı eğitime tabii tutmaktadır. Her ne kadar bunları “eğitim” olarak kabul görmek istemesek de. Çocuklarımızın, dijital ve bilgi toplumunda başarılı, mutlu ve de eleştirel yaşamaları için onları hazırlayan ve onlara gerekli kilit becerileri sağlayan eğitim metot ve materyallerine ihtiyaçları vardır.

Yukarıda da bahsedildiği üzere, çocuğun post modern toplumlarda başarılı olabilmesi için onlara kazandırılması gereken üç temel unsur; teknolojik beceri, üretkenlik becerisi, enformasyon edinme ve bu enformasyonu değerlendirme becerisidir. Bu beceriler ile çocuğun; ödüllerden, cezalardan, oyuncaklardan, toplu derslerden, programlanmış eğitimden hoşlanmadıkları, tam tersi; özgür seçimden, hatalarını kendilerinin fark etmesinden, kendileri tarafından kurulan sosyal ilişkilerden, özgürlüğe dayalı disiplinden, kitapsız okuma ve yazmadan, çevrenin düzenli ve temiz olmasından hoşlandıklarını gözlemlemiştir.

Yorumunuzu Paylaşın


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir